|
||||
|
|
||
|
Supermarine Spitfire Mk. 22 |
||
|
Airfix 1/48 |
||
|
Tolga Ülgür |
||
|
|
||
|
Tarihçe Tasarım olarak İkinci Dünya Savaşı boyunca birçok değişiklik geçiren Spitfire’ların “Super Spitfire” olarak da adlandırılan son versiyonları Mk.21, Mk.22 ve Mk.24’ler idi. Mk.21 lerdeki en önemli değişiklik kanat yapısındaydı. Deneme amaçlı olarak Mk.14’ler üzerinde yapılan modifikasyonlar, uçağın performansında olumsuzluklara neden olmuştu. Yüksek irtifada daha fazla performans sağlamak için kanatlarda daha geniş yüzey ihtiyacı, yeni eliptik kanat yapısı tasarımını da beraberinde getirdi. Yeni tasarım kanatlar Mk 21 den sonra en son versiyonlar olan Mk 22 ve 24 lerde de kullanılmaya devam etti.
Mk.21’den itibaren, çapı Mk14’dekinden 7 inç daha geniş olan, yeni 5 palli pervane kullanılmaya başlandı. Buna paralel olarak, ana iniş takım dikmelerinin boyu 4,5 inç arttırıldı. Ayrıca yerdeyken sürüşü iyileştirmek adına iniş takımları arasındaki mesafe öncekilere göre yaklaşık 7,5 inç genişletildi. Ancak, bu değişiklik sonucu iniş takımlarının içeri alınmasında yeterli mesafe kalmaması gibi bir sorun ortaya çıktı ki, Britanyalı bilimadamlarının (biz yine de mühendis olarak tanımlayalım kendilerini) bu sıkıntıyı, iniş takımlarını toplarken sıkıştırmak suretiyle 8 inç kısaltan, açılırken de, serbest bırakarak uzamasını sağlayan bir mekanik kurnazlık ile çözmeyi başardıkları bazı kaynaklarda not edilmiş durumda. Mk.21’den sonra ortaya çıkan Spitfire Mk.22’ler, yukarıda sözü edilen değişimlere ilave olarak, daha iyi görüş sağlamak için tercih edilen “bubble” kanopi ile “Spiteful” tipi daha geniş yüzeyli yeni kuyruk ve yatay stabilizatörler kullanılarak geliştirildiler. Bindokuzyüzkırkbeş Mart ayından itibaren üretilmeye başlanan Mk.22’lerde de önceki versiyonda olduğu gibi, 4 adet 20 mm. “Hispano” top bulunmaktaydı. Bunun yanında 750 kg. ya kadar da bomba taşıyabilmekteydiler. İkibinkırkbeş beygir gücündeki “Griffon 61” motorunun kullanıldığı Mk.22 saatte 726 km hıza ulaşabilmekteydi . Pasifik’te kullanılmak üzere, başlangıçta 627 adet sipariş edilen Mk.22’lerin üretimi savaşın sona ermesi nedeniyle, 272 adet ile sınırlandırıldı. Üretimin tamamı Birmingham Castle Bromwich’deki “Vickers Armstrong” fabrikasında yapıldı. Üretilen Spitfire Mk.22’lerin hiçbiri Pasifik bölgesine gönderilmedi. Ortadoğu’da sadece 73. filo tarafından kullanılan Mk 22’lerin çoğu, RAuxAF “Royal Auxiliary Air Force” bünyesindeki 12 filo tarafından 1951 mart ayına dek Britanya da kullanıldılar. Modeli yapılan uçak 1949 yılında Aldergrove ‘daki 502. filoya ait, PK 605 kuyruk numaralı V9 T kodlu Spitfire Mk 22 .
Model Airfix firmasının 1996 yılında, zamanın yeni teknolojilerinden faydalanarak çıkarmış olduğu anlaşılan Spitfire Mk.22, malumunuz Airfix standartlarının oldukça üzerinde bir kit. Daha önce bu kitin incelemesini yazdığım için, aynı konuları burada tekrarlamanın gereksiz olacağını düşünerek bu bölümü kısa geçmek niyetindeyim. Sözkonusu inceleme yazısına “İncelemeler” bölümünü ziyaret ederek ulaşmanız mümkün.. Yapım Kullanma Kılavuzu, klasik olarak işe kokpitten başlanmasını öneriyor,daha doğrusu istiyor. Bu gelenekçi yaklaşımdan uzaklaşmadan “mevcut kokpiti güzelleştirme faaliyetlerine” asıldım. Bu faaliyetler arasında: 1- Detay seviyesini beğenmediğim kontrol çubuğunun daha iyisiyle ikame edilmesi amaçlı “yedek kutusu “ sondaj çalışmaları 2- Fazlasıyla detaysız ve ağaç gövdesinden oyulmuşçasına kalın kalmış koltuğun daha güzeliyle ikame edilmesi için sanal ortamdaki ithalat çabaları, en radikal olanlar olarak sivrilmekteler.
Bu faaliyetler neticesinde yedek kutusunda, burnundaki şiddetli yapısal yanlışlık nedeniyle yapımından vazgeçilmiş bir Academy Spitfire Mk.14’ün terkedilmiş kontrol çubuğu ele geçirildi. İlaveten, muhterem Kanadalı tedarikçi Ultracast’dan, yeni mamul kendinden kemerli Spitfire son dönem koltuğu istendi. Söz konusu ilaveler ile biraz zenginleştirilmeye çalışılan kokpit, bilinen “RAF interior green” rengine Gunze Sangyo akrilik marifetiyle boyandıktan sonra eskitilerek gövdeye yerleştirildi. Enstruman paneli çıkartma kullanmak yerine önce siyaha boyandı, akabinde de ecnebilerin “dry brush” tabir ettikleri yöntem ile detaylandırıldı.
Gövde montajı sorunsuz ilerledi. Burunda kaporta üstünde bazı batılı uzmanlarca “engine rocker cover” olarak tabir edilen, Atatürk Sanayi’deki uzmanlarca da, “Külbütör,külbüratör, kilbitor, ve hatta kürbütör çıkıntısının muhafazası” olarak adlandırılagelmiş parça ayrı olarak verilmiş. Zamanında bunların açısının yanlış olduğu bazı “açı tartar muhteremler” tarafından tespit edildiğinden “ Coopers Detail” bu parçaların en hasını rezinden imal ederek piyasaya sürmüştü. Ben de boş bulunup almıştım. Bu konuda çok hassas iseniz, söz konusu parçaları temin etmeniz gerekecektir. Ancak bu “aşırı accurate” parçaları rezin takozlarından ayırmak bana biraz sıkıntılı geldi, kutudaki parçalarla devam etmeyi yeğledim. Tercih meselesi. Elimdeki “esaslı” parçaları Mk 24’e saklıyorum inşallah..
Sıra kanatlara geldi. Kanat gövde birleşimi tahmin edilenden de iyi bir performans göstermekte. Hiçbir müdahale gerektirmeden bu safha da geçildi. Ancak kanat uçlarındaki lambalar ayrı verilmiş. Ve bu parçaların kanat uçlarına birleşim yerleri yeterinden fazla belli olduğundan bu farkındalığın, biraz tesviye görerek törpülenmesi gerekmekte Gövde ve kanatlardaki son ufak rötuşlardan sonra boya aşamasına gelindi. Klasik RAF renkleri [ dark green+ ocean grey / medium sea grey ] her zaman ki gibi “yeni nesil” Gunze ve Tamiya akrilikleri ile uygulandıktan sonra, panel soldurma işlemlerini müteakip çıkartma öncesi verniklenme aşamasına ulaşıldı
Kutudan çıkan Airfix çıkartmaları “pek” başarılı olmadıklarından Spitfire fanatiklerine ( memlekette var mı ? bilmiyorum açıkçası) tavsiye olunacak lezzette bir eser olan “SAM publication”, “Griffon Engine Spitfire” kitabında Mk.22 profillerinden birini gözüme kestirip ona uygun kod numarası vs toparlamaya başladım. Bu nedenle, öncelikle “yedek kutusu”ndaki çıkartmalar gözden geçirilerek kullanılabilecekler tespit edildi. Bunlar doğal olarak, yeterli kalmadığından ilave olarak kod numaralarının bulunduğu çıkartma setleri “Britanyalı Hannants” a sipariş geçildi. Şöyle ki :
- Carpena Decals den “RAF codes number and letters” (Siyah ve Gri olmak üzere 2 ayrı ürün )
Carpena’nın kanat altında kullanılan siyah harfleri maalesef biraz kalınlar. Bunları verniğe gömmek gerekiyor olabildiğince. Gri renklilerde kalınlık sorunu bu boyutta değil neyse ki..
Kanat üstündeki “C tip” RAF forsları, eldeki bazı “hiç kullanılmamış” Spitfire çıkartma setlerinden ödünç alındılar .Ödünç alınanlar daha sonra Xtradecal den temin edileceklerle mahsup edilecekler. (Taraflararası anlaşma böyleydi..) Ancak, siz bir Mk 22 yapmaya karar verdiyseniz artık benim gibi parça parça çıkartma peşinde koşmak zorunda değilsiniz. (Şayet aynı uçağı yapmıyorsanız) Zira ben çıkartmaları verniğe gömüp eskitmeye başladıktan makul bir süre sonra “Eagle Strike” firması 2 ayrı Mk 22 çıkartma setini piyasaya sürdü. (Benimle bir alıp veremedikleri var anlaşılan, hadi hayırlısı)
Eskitme faaliyetleri ardından matlaştırma uygulandı. Kutudan çıkan egzostlarda el matkabı ile delikler açılarak görünümü iyileştirildi ve elbette ki, “gereken renge” boyandılar.
Hareketli kanopi parçasının “mutlak surette” değiştirilmesi gerekmekte. Vakum kanopi olarak Squadron’un bu kit için çıkarmış olduğu ürünü kullandım.Ve fakat kanopi için sipariş edilen Cutting Edge'in maskesi bir türlü gelemedi. En son Arjantin kırsalında görüldüğü yönünde duyumlar alınsa da, kemikleşmiş sıkıntılarını ancak “Freud” cu yaklaşımlar ile çözebileceğimiz birtakım “şahsiyetlerin” elinde kimbilir hangi amaçla! kullanıldılar. Posta hizmetlerinin getir götür performansı zaman zaman “çile” dışına savurabiliyor insanoğlunu . Sözlerimin sonuna yaklaşırken, değinmeden geçemiyeceğim bir tuhaflığa da işaret etmek isterim. Muhteremin kaportasının üstünde kokpit camının biraz ilerisinde bulunan yakıt deposu kapağı, anlaşılmaz şekilde tüm arama taramaya rağmen kutuda bulunamamakta. Bendeki kitin üretim esnasında “Mr. Murphy” ziyaretine maruz kalıp kalmadığını bilmiyorum ama bir diğer ikinci kitte de durum aynı.(Evet aynısından en az bir tane daha var mahzende- siz yine de bilmiyormuş gibi yapın, zira sevgili eşimin bazı modellerden birden fazla aldığımı öğrenmesinin hiç kimseye faydası yok!) Neyse konuya dönersek: Buraya uygun bir nesneden kapak icat edilmesi gerekiyor. “Bu nasıl bir iş Sayın Airfix?” diye sormakta hiçbir sakınca görmedim esasen.. “Malum fantezi sorunlu” yüreksizlerce alıkonulduğuna inandığım kanopi maskelerimin arkasından bir süre yas tuttuktan sonra, İş inada bindiğinden, ikinci bir sipariş vererek sözkonusu malzemenin gelmesini bekledim.( ilave binen bir takım finansal yüklerden hiç bahsetmiyorum bile). Tabii bekleme süresi boyunca başka pervaneliler ile ilgilenmeyi de ihmal etmedim. Eeh, hayat devam ediyor tabii, kaybolanla kaybolunmuyor...
İniş takımlarının ve antenlerin takılmasıyla Mk 22 üretim hattını nihayet geride bıraktı. Daha önce de belirttiğim gibi; yüzey detayları gayet iyi, genellikle parçalarının oturma sorunu bulunmayan, oldukça başarılı bir model olarak nitelendirebilirim bu kiti. Makul bir süre sonra mahzendeki diğer kitten bir de Mk 24 yapmakta seriyi tamamlamak açısından fayda var kanaatindeyim. İyi modeller Tolga Ülgür © 2005 Referanslar:
1- Model Graphix books: Aerodetail #30 : Griffon Spitfire 2- SAM Publication :Supermarine Spitfire part 2 : Griffon Powered spitfire 3- Squadron signal “spitfire in action”
|
||
| Bu sayfadaki yazı ve fotografların tüm hakları www.ozkanturker.com sitesine ve yazarına aittir. İzinsiz kullanılamaz. |